Bugun...
GÜNDEMİN SOHBETİ…


Naci KONYAR
NaciKonyar@tasova.gen.tr
 
 

facebook-paylas
Tarih: 19-12-2022 12:01

17 Aralık 2022… Kış ayında yaz günleri yaşıyoruz. Meydan çay ocağında Cuvapçı Memet Agayla karşılaşılır da sohbet yapılmaz mı? Tavşan kanı demli çaylarımızı yudumlarken ülke gündeminin konusu İ.B.B Başkanı Ekrem İmamoğlu’na verilen cezayı soruyoruz Memet Agaya.

Ekrem İmamoğlu’na verilen ceza ile onu siyaset dışımı bırakmak istiyorlar? Yargı kararları ile siyaset dizayn edilmeye mi çalışılıyor? Karar hukuki bir karar mı, siyasi bir karar mı? Yargıya siyasi bir müdahale mi var? Siyasilerin birbirlerine daha ağır kelimelerle hakaret ettikleri bu zamanda ‘Ahmak’ kelimesi gibi pir-i pak bir sözcüğün dava konusu yapılması görülmüş şey midir? Yargıya güven azalıyor mu? Gibi sorularımıza Memet Aga;

‘Çocuklar bu sorularınıza her akşam televizyon ekranlarında yapılan tartışma programlarının katılımcıları kendi kanaatlerine göre bir açıklamada bulunarak cevap veriyorlar. Ben sizlere yorum değil de 1943- 2017 yılları geçmişten günümüze Yargıtay başkanlarının Adli yıl açılışlarında yapmış oldukları konuşmaların yazılı olduğu, Türk yargısının seyir defteri denilebilecek tarihi bir belge niteliğinde olan kitaptan bazı bilgileri paylaşarak yanıt vermek istiyorum.

Önce adaletten başlayalım söze:

‘Vatanseverlik, tarafsızlık, halka ve hakka hizmet duygularıyla doymuş olan adalet cihazımız, büyük Türk Milletinin huzur ve saadetinin hakiki teminatıdır. Adalet Mülkün Temelidir. Adalet duygularının gevşediği yerlerde; Cemiyetlerin kuvvetten düştükleri zayıfladıkları inkar edilemez bir hakikattir. Toplumların en büyük ızdırapları, haksızlıktan, adaletsizlikten doğmuştur. Adaletsiz bir cemiyet nizamının payidar olduğu tarih boyunca görülmemiştir. Adalet olmayan yerde, huzur ve refah aramak beyhudedir.’

Bir alman atasözünde ‘Ülke yalnız adaletle ebedileşir ve adaletsizlikle yıkılır’ dendiği gibi Ömer Hayyam ‘Adalet kainatın ruhudur’ Alman filozofu kant ‘Eğer adalet kaybolursa insanların dünyada yaşamalarının anlamı kalmaz’ Hükümdar Timur ‘Bir ülke kılıçla alınır ama adaletle tutulur.

Büyük Atatürk ise adalet ve yargı kavramının önemini ‘Milletlerin yargı hakkı bağımsızlıklarının birinci şartıdır. Yargı erki bağımsız olmayan bir milletin devlet halinde var olması kabul olunamaz’ sözleriyle daha anlamlı ve çarpıcı bir biçimde dile getirmiştir.

Hakimlerimize gelince:

‘Hakimlik, devlet görevlerinin en şereflilerindendir. Halkımızın gözünde yüksek bir değeri vardır. Halkımız, hakimliği yüce bir meslek olarak görür ve mensuplarına da şerefli bir kimse gözüyle bakar. Yurdumuzun özellikle küçük ilçelerinde hakimin veya savcının çarşıdan geçmeleri sırasında, oturan kimselerin beraberce ayağa kalkarak saygı göstermesi geleneği vardır. Bu gelenek hakime ne gözle bakıldığının kanıtıdır.’

Yargıçların yetiştirilmesi ve terfileri konusunda da ‘Tatbikatta 30 sene fiili yargıçlık yapmadıkça birinci sınıf yargıçlığa yükselmenin imkansız olduğunu. (!) Bugün Yargıtay’da bulunanların geçirdikleri safhaları ve çektikleri zorlukları sicillerine başvurarak anlamak kolaydır. (!) Nazari ve tatbiki bilgilerle olgunlaşmış bir yargıçtan ortalama bir hesapla 50 yaşından sonra tam bir randıman almak mümkün olacaktır’ diyor Sn Yargıtay Başkanımız.

Memet Aga’nın sözünü kesmemek için içimizden geçirdiğimiz ‘Tayin yerine dahi gitmeden Yargıtay’a hakim olarak atananları basından okuduğumuzu söyleyemedik’

Askerlik ve yargıçlık iki ayrı saygın meslek grubudur. Askerliğin özünü nasıl bir emir komuta ilişkisi oluşturur ise yargıçlığın özünü de hiçbir yerden, hiçbir kuruluştan ve kişiden emir almamak oluşturur, Anayasanın 132 nci maddesi ‘Hiçbir makamın veya organın veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında, hakimlere emir ve talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceğini ve tavsiye ve telkinde bulunamayacağını anlatıyor.

Hakimin bağımsızlığı atama işlemiyle başlar. Örneğin, eğer atamayı yürütme organı yapıyorsa, hakim ‘tercihlerini’ kendisi için kullananların ‘mutemet adamı’ olur. Yine yürütme organı hakimi emekliye ayırabiliyorsa, yerini değiştirebiliyorsa, ceza verebiliyorsa, hakim baskı altında tutulabiliyor demektir. Bu gibi durumlarda hakim bağımsızlığından söz edilemez.

Siyasal iktidar tarafından atanan, görevinden alınabilen, yerinin ve görevinin değiştirilmesi her zaman mümkün bulunan bir hakimin bağımsızlığından söz edilemez. Güvence ve bağımsızlıktan yoksun hakimlerin verecekleri kararlar ne kadar doğru olursa olsun, halk tarafından kuşkuyla karşılanır ve çok zaman halk o kararlara karşı saygı göstermez. Bu hal toplumun adalete olan güvenini sarsar.

Adalet erkinin, bir devlet içerisinde kendisine düşen görevleri layıkıyla yapabilmesi, siyasi mülahazaların üstünde kalabilmesiyle mümkündür. Yargıç, siyasi cereyanları bilmek, lakin onlara seyirci kalmak zorundadır. Yargıç, politikanın şelale halinde çağlayan köpüklü dalgalarını, üstünde bulunduğu yargı köprüsünün korkulukları gerisinden seyreder. Hakiki yargıç, şu veya bu politika cereyanına temayül göstermeyecek kadar kendi hisleri üstünde kalır, itiraf etmelidir ki: Bu her zaman kolay bir iş değildir. Ancak, unutmayalım ki, yargıç olmak ta herkesin karı değildir. Kendisinin de siyasi hadiselerin fevkinde çıkabilecek kudreti göremeyen kimse iyi bir hakim olamamak bahtsızlığındadır. Bu taktirde en kestirme çare, yargı kürsüsüne çıkmamak olsa gerektir. Çünkü, siyasi hadise karşısında, hukuku söyleyecek olan kuvvetin adeta taraflarından biriymiş gibi hareket etmesi ortaya adalet yerine adaletsizlik çıkarır.

Cuvapçı Memet Agayla sohbetinde paylaştığımız bu güzel fikirlerde sorularımızın cevabını bulmuştuk. Tazelenen çaylarımızı yudumlarken Memet Aga geçmişten son bir örnek vererek sözlerini bağlayacağını söyledi:

Ulema-i sitte (Altı büyük alim) den biri olan, Mısır’da kadılık yapmış Yahya Reşit Efendi için bir İngiliz yazdığı kitapta ‘Cüppesinin eteğini kirletmiş olsaydı İstanbul’a beraberinde milyonlar götürebilirdi’ cümlesi geçmişin adaletini, adalet mensuplarının asaletini anlatır.

Evet zor meslektir hakimlik hukuk bir bilim, hukukçuluk gerilimli bir meslektir ama ince bir sanattır. Hukukçularımızın bilim ve demokrasi değişmez referansı olmalıdır. Hukukun onurunu, mesleğin cüppe ve kürsünün saygınlığını özenle korumalıdırlar.

Hiçbir ikbal, hiçbir güç, hiçbir çıkar özgür ve bağımsız dürüst ve adil kararlarınıza engel olmamalıdır.

Ülkemizde tüm yargı mensuplarının görev, yetki ve konumları ile uyumlu çağdaş ülke standartlarında yargılama görevlerini tam bir güven ortamı içerisinde, huzurlu bir şekilde yerine getirebilmelerini diliyoruz.

Cuvapcı Memet Agaya aydınlatıcı düşündürücü bu güzel sohbeti için teşekkür ettik ve yeni konularda yeni sohbetlerde buluşmak üzere vedalaştık.

Bu yazı 4522 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
YUKARI